4. İleride doğacak çocuk
4. İleride doğacak çocuk
Madde 583 - Mirasın açıldığı anda henüz var olmayan bir kimseye artmirasçı veya art vasiyet alacaklısı olarak, tereke veya tereke malı bırakılabilir.
Mirasbırakan tarafından önmirasçı atanmamışsa, yasal mirasçı, önmirasçı sayılır.
I-) Yargı Kararları:
1-) Y. 3. HD, T: 09.12.2013, E: 2013/13211, K: 2013/17415:
“... Davacı vekili, müvekkilinin kardeşi muris K1’ın Ankara 32. Noterliğinin 13.05.1998 tarih ve 10790 sayılı vasiyetnamesi ile mallarını davalılara bıraktığını, A1 Köyü Yardımlaşma Derneğinin vasiyetnamenin tanzim tarihinde ve murisin ölüm tarihinde olmadığını, K2 ile Yukarıada Yardımlaşma Derneğinin de vasiyetnameyi kabul etmediklerini, ayrıca murisin vasiyetnamenin tanzim tarihinde ehil olmadığını belirterek vasiyetnamenin geçersizliğinin tespiti ile iptalini, olmadığı takdirde tenkis ile mahfuz hissesinin tespit ve tescilini istemiştir. …
Mahkemece, vasiyetnamenin tanzimi tarihinde murisin fiil ehliyetinin bulunduğu gerekçesi ile ehliyetsizlik nedeniyle vasiyetnamenin iptali isteminin reddine; ancak, davayı kabul eden K2 ve Ada Köyü Yardımlaşma Derneği yönünden davanın kabulüne; davalı A1 Köyü Yardımlaşma Derneğinin ise vasiyetnamenin yapıldığı veya murisin öldüğü tarihte tüzel kişiliği bulunmadığı gerekçeleri ile konusuz kalan vasiyetin iptaline karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı A1 Köyü Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir. …
Roma Hukukundan gelen "favor testamenti" yani vasiyetnamenin muteber tutulması kuralı, Türk Medeni Kanununda açıkça belirtilmemekle beraber, gerek doktrinde ve gerek mahkeme içtihatlarında ölüme bağlı tasarrufların yorumlanmasında uygulanacak temel kurallardan biri olarak kabul edilmektedir.
Bu yorum tarzı, ölüme bağlı tasarrufu imkan olduğu ölçüde geçerli saymaya, onu ayakta tutmaya başka bir ifade ile tasarruf yapanın gerçek iradesini, son arzularını, isteklerini elden geldiği kadar değerlendirmeye, onu üstün tutmaya, ona saygı ve bağlılık göstermeye yönelmiş bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nunda favor testamenti kuralını düzenleyen genel mahiyette bir hüküm bulunmamakla birlikte bazı maddelerde (örn. Eski MK.’nun 451/2;462/2-2;466/2 maddeleri) (yeniTMK’nu 504/2; 515/2; 519/2 maddeleri) bu kuralın uygulanmasına yer verilmiştir.
TMK.’nu hükümlerine göre mahsup mirasçı veya vasiyet alacaklısı (musaleh) olabilmek için medeni haklardan istifade ehliyetine (hak ehliyetine) sahip olmak gerekir. Hak ehliyeti ancak şahıslara tanındığı için, ancak gerçek kişi veya tüzel kişiler mirasçılık ehliyetine sahiptir. İnsan dışındaki varlıklar ve tüzel kişiliği bulunmayan topluluklar mirasçı olamayacağı gibi vasiyet alacaklısı da olamazlar. O halde muris tüzel kişiliği olmayan bir topluluğa ölüme bağlı bir kazandırmada bulunmuşsa lehdarın medeni haklardan istifade ehliyeti bulunmadığından bu tasarrufu hükümsüz saymak gerekir. Kural bu olmakla birlikte Yasanın ve olayların yorumu ile farklı çözümler de bulunmuştur. TMK’nun 577/2. madde hükmüne göre; "Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler, bu amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olurlar; amacın bu yolla gerçekleştirilmesine olanak yoksa, yapılan kazandırma vakıf kurma sayılır". Miras bırakan topluluğun üyelerinin kazandırmadan yararlandırılmasından çok, amacın sağlanmasına ağırlık verdiğine göre, işlem bu hedefe ulaşmaya elverişli olan ölüme bağlı bir vakfa çevrilerek ayakta tutulmaktadır. Bu yaklaşım miras bırakanın farazi iradesine uygun olduğu gibi, çevrilen kazandırma ölüme bağlı tasarruf şeklinde yapıldığından vakıf kurma işlemi için aranan yasal şekil şartı da gerçekleşmektedir. Benzer bir olayda Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.11.1986 tarih 5778-5388 sayılı kararında; Samatya İlköğretim okulunda okuyan fakir öğrencilere yapılan vasiyet, eski MK. 519/2 (TMK.’nu 577/2) maddesi uyarınca geçerli sayılmıştır. Bu halde lehine vasiyet yapılan kişilerin çevresi ve sayısı belli olduğu için, yapılan kazandırma tutarı fakir öğrenciler arasında eşit olarak paylaştırılır. Başka bir deyimle, her fakir çocuk, payına düşen miktar için, vasiyet alacaklısı olarak, vasiyetin yerine getirilmesini istemek hakkına sahip olur.
Benzer nitelikte bir hüküm de; TMK’nun 583. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; "mirasın açıldığı anda henüz var olmayan bir kimseye artmirasçı veya art vasiyet alacaklısı olarak, tereke veya tereke malı bırakılabilir..."
Somut olayda, Ankara 32. Noterliğinin 13.05.1998 tarih ve 10790 sayılı vasiyetnamesinde mirasbırakan K1, babası K3’dan kendisine irsen ve teselsülen intikal eden ve intikali lazım gelen Kızılcahamam ilçesi, A1 köyü hudutları dahilindeki bilumum gayrimenkullerinden adına isabet eden hak ve hisselerinin kayıt ve tescilinden sonra tamamını üvey kardeşi K2’a bıraktığını, müteveffa murisi annesi K4’dan kendisine irsen ve teselsülen intikal eden Kızılcahamam ilçesi, A1 köyü ve Ada köyleri hudutları dahilinde murisi adına kayıtlı bulunan gayrimenkullerdeki hak ve hisselerini Kızılcahamam Ada Köyü Yardımlaşma Derneğine bıraktığını, satın almakla sahip olduğu taşınmazları ise A1 Köyü Yardımlaşma Derneğine bıraktığını belirtmiş, vasiyeti tenfiz memurları atamış, menkul mallarının da cenaze ve sair giderlere harcanmasını vasiyet etmiştir.
A1 Köyü Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin 1991 tarihinde kurularak 1993 yılında fesih olduğunu, A1 Köyü Kültür Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin ise 05.01.2009 tarihinde kurulduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
O halde, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında murisin resmi şekilde düzenlediği vasiyetnamesi ile sahibi olduğu taşınmazlarının A1 Köyünde hayır işlerinde kullanılmasını istediği vasiyet metninden açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca, taşınmazlarının satışının yapılması için vasiyeti tenfiz memurları atamıştır. Mahkemece, vasiyetnamenin yapıldığı tarihte veya murisin ölümü tarihinde vasiyet lehtarı olan A1 Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin tüzel kişiliği olmadığı başka bir ifade ile vasiyet lehtarının hak ehliyetinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. …
KARŞI OY
… Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır. …
Vasiyetnamenin yorumunda Miras Hukukunun dikkate alınması gereken özellikleri Borçlar Hukuku ve Miras Hukuku karakterleri içinde incelemek gerekir.
MK.m.5 hükmüne göre, Borçlar Kanununun genel nitelikleri hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. …
Vasiyetnamenin yorumunda mirasbırakanın son arzularını gerçekleştirmenin yolu, irade teorisinin mutlak bir şekilde uygulanmasıdır. Zira irade teorisi, dışa vurulmuş irade yerine, beyan sahibinin gerçek iradesini üstün tutmakla, vasiyetnamenin varması gerekli olmayan tek taraflı işlem karakterine en uygun çözümü sunmaktadır. İrade teorisinin uygulanması sayesinde, içeriği eksik, hatalı ya da muğlâk olan tasarruf ile mirasbırakanın gerçekte ne istemiş olduğu saptanmaya çalışılır.
Mirasbırakan her ne kadar vasiyetnamesindeki beyanıyla arzusunu açıklamış olsa da, bu beyanı, iç iradeyi dışa vuran bir araçtan ibarettir. Vasiyetnamedeki beyan ile gerçek irade arasında bir uyumsuzluk ortaya çıktığında, araç olan beyan değil, iç irade esas alınmalıdır. Nitekim her türlü irade sakatlığını iptal sebebi olarak gören MK.m.504/f. II ve 557/b. II hükümleri de, irade teorisinin somut görünüm biçimleridir. …
Vasiyetnamenin irade teorisine yorumu, mirasbırakan tarafından hiç ya da kanunun öngördüğü şekilde beyan edilmemiş olan bir arzunun ya da başka bir olgunun vasiyetnameye sokulmasına imkân vermez. Yorumun hareket noktası ve sınırı vasiyetname metnidir; bu itibarla vasiyetname metninden ve oradaki beyanlardan tamamen soyut bir yorum yapılmasına olanak yoktur. Vasiyetnamede mevcut olmayan bir şeyden, mirasbırakana ait bir irade beyanı türetilemez. …
Vasiyetnamenin düzenlendiği andaki iradeyi esas alma teorisi Dernek Tüzel Kişiliğinin bulunmaması sebebi ile vasiyetname lehtarı olamayacağı sonucunun ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Zira, vasiyetnamenin açılması tarihinde Dernek Tüzel Kişiliği yoktur. …
Hukuken geçerlilik şartlarını taşımayan bir irade beyanına, yönelmiş olduğu sonuç dikkate alınarak benzer bir etki tanınmasını ifade eden tahvil (conversion), sağlararası işlemlerde olduğu gibi, vasiyetnamede de ihtiyaç duyulan bir kurumdur.
Yorum ile tahvilin farklıkları ve aynı zamanda benzerlikleri dikkate alındığında, somut olayda hangi kurumun uygulama alanı bulacağı noktasında şu saptamayı yapmak mümkündür: Yorum yoluyla vasiyetnameyi ayakta tutmak mümkünse, yani mirasbırakanın beyan ettiği iradesinin altındaki gerçek arzu, metindeki ifadelere ve nitelendirmelere bakılmaksızın hukuki kurumlara uydurulabiliyorsa ya da vasiyetnamedeki boşluklar tespit edilen farazi irade yardımıyla doldurulabiliyorsa, tahvile başvurmaya ihtiyaç kalmayacaktır.
Oysa, yorum yoluyla sonuca gidilmeyeceği yapılan açıklamalar ile belirlidir.
Tüzel Kişiliği Olmayan Topluluk Lehine Kazandırma Yapılması; MK.m.577/f. II’ye göre, “Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler, mirasbırakan tarafından belirlenen bu amacı gerçekleştirme kaydıyla birlikte edinmiş olurlar; amacın bu yolla gerçekleştirilmesine olanak yoksa, yapılan kazandırma vakıf kurma sayılır."
MK.m.577/f. II, bu içeriği itibarıyla vasiyetnamenin kanun yoluyla tahvil edilerek ayakta tutulmasını öngören bir düzenlemedir. Zira, MK.m.577/f. I uyarınca, kazandırma lehtarı (mirasçı veya vasiyet alacaklısı) olabilmek için hak ehliyetine sahip olmak gerekmektedir. Medenî haklardan yararlanabilmeyi ifade eden hak ehliyeti ise, yalnızca insanlara ve tüzel kişilere tanınmıştır (MK.m.8, 48) Dolayısıyla gerçek ve tüzel kişiler dışındaki varlıkların ve toplulukların mirasçı ya da vasiyet alacaklısı sıfatını elde edebilmesi; ölüme bağlı tasarrufa konu olan kazandırmaya nail olabilmesi hukuken mümkün değildir. Bunun bir sonucu olarak da, mirasbırakanın tüzel kişiliği olmayan bir topluluk lehine yapmış olduğu kazandırmanın hükümsüz sayılması icap etmektedir. İşte MK.m.577/f. II hükmü burada devreye girmekte ve ortaya çıkan geçersizliği favor testamenti ilkesinden hareketle bertaraf ederek, geçersiz olan ölüme bağlı tasarrufu yakın amaç güden başka bir tasarrufa dönüştürmektedir. Örnek olarak mirasbırakan, İstanbul Hukuk Fakültesinde okuyan fakir öğrenciler lehine vasiyet yaparsa veya Sarıkamış Garnizonunda görev yapan askerleri mirasçı atarsa, MK.m.577/f. II’nin kapsamına giren bir ölüme bağlı tasarruf söz konusu olur.
Bu bağlamda, vasiyetnamenin yorumu ile sonuca ulaşılmasının mümkün olmamasına, derneğin tüzel kişiliğinin fesih ve tasfiye ile sona ermesine ve MK.577/II.madde hükmünün değerlendirilmesinin gerekmesine göre, bozma kararının gerekçesine ve ilk derece mahkemesinin kararındaki esasa göre Karşı Oyumuz’dur. ...”
II-) Türk Kanunu Medenîsi:
4- Fevkâlede ikame
Madde 525
Miras açıldığı zaman henüz mevcut olmıyan bir kimseyi terekenin tamamı veya bir kısmı veya terekede dâhil muayyen bir mal için namzet tâyin etmek caizdir. Bu takdirde nakil ile mükellef olan mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse, müteveffa tarafından tâyin edilmemiş ise bu sıfat, kanuni mirasçıya aittir.
III-) Madde Gerekçesi:
Yürürlükteki Kanunun 525 inci maddesini karşılamaktadır.
Maddenin kenar başlığı içerik ve amacına uygun olarak değiştirilmiştir. Maddede ileride doğacak kişilerin ölüme bağlı tasarrufla mirasçı olmaları düzenlenmekte olduğundan, kenar başlığı “İleride doğacak çocuk” şeklinde kaleme alınmıştır. İleride doğacak çocuğun artmirasçı veya art vasiyet alacaklısı olabilmesi için, mirasbırakanın ölümü anında cenin durumunda bulunması şart değildir. Mirasbırakanın ölümünden sonra da ana rahmine düşecek kişiler bu yolla miras hakları elde edebilirler. Böyle bir durumda, mirasbırakan, önmirasçının ya da ön vasiyet alacaklısının, yani hakkı artmirasçıya ya da art vasiyet alacaklısına geçirecek olan kişinin kim olacağını da kararlaştırabilir. Mirasbırakanın bunun kim olacağını kararlaştırmadığı hâlde, yasal mirasçı önmirasçı sayılacaktır.
Yürürlükteki maddede “Miras açıldığı zaman henüz mevcut olmayan bir kimse”den söz edilmektedir. Bu ifade isabetli olmayıp, bunun yerine anlamı daha iyi ifade etmek üzere “Mirasın açıldığı anda, henüz var olmayan bir kimseye” ifadesi kullanılmıştır.
Madde İsviçre Medenî Kanununun 545 inci maddesindeki aslına uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Yürürlükteki maddenin ikinci cümlesi arılaştırılmak suretiyle daha anlaşılır şekilde kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yapılmamıştır.
IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:
1-) ZGB:
4. Nacherben
Art. 545
1 Auf dem Wege der Nacherbeneinsetzung oder des Nachvermächtnisses kann die Erbschaft oder eine Erbschaftssache einer Person zugewendet werden, die zur Zeit des Erbfalles noch nicht lebt.
2 Ist kein Vorerbe genannt, so gelten die gesetzlichen Erben als Vorerben.
2-) CCS:
4. En cas de substitution
Art. 545
1 L’hérédité elle-même, ou une chose en dépendant, peut être laissée par une clause de substitution à une personne qui n’est pas vivante lors de l’ouverture de la succession.
2 Les héritiers légaux ont la qualité de grevés, si le défunt n’en a pas disposé autrement.