Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
Tamam
X
13. Hafta 2. Ders

Ders notu

PDF formatında ders notu
Dersin videoları

Denkleştirme ile ilgili örnekler çözüyoruz

XIV-) Çeşitli Örnekler

1-) Birinci İhtimal

Bir mirasbırakan M’nin, geride Ç1 ve Ç2 isminde 2 çocuk bıraktığını varsayalım. Ç1’e sağlığında bir taşınmaz bağışlamış olsun. Hangi maksatla? İş kurması için bağışlamış olsun ve denkleştirmeye tabi olmayacağını açıkça belirtmiş olmasın (TMK m. 669/f. 2). Bu taşınmazın 500.000 lira değerinde olduğunu varsayalım.

Peki, M’nin vefatında terekede ne var? 500.000 lira var. Şimdi siz burada mirası şöyle mi paylaştıracaksınız? Hocam terekede 500.000 lira var. Ç1 1/2 oranında mirasçı, Ç2 1/2 oranında mirasçı. Dolayısıyla 250.000 lira Ç1’e verilir, 250.000 lira da Ç2’ye verilir mi diyeceksiniz?

Eğer böyle söylerseniz ne oldu? Ç1 babasının sağlığında ondan karşılıksız olarak 500.000 lira değerinde bir taşınmaz elde etmişti. 250.000 lira daha terekeden aldı. 750.000 liraya kavuştu. Ç2 hangi miktarı elde etti? Sadece ve sadece terekenin yarısı olan 250.000 lirayı elde etti.

Miras böyle paylaştırılırsa ne olacak? Mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği karşılıksız kazandırmalar nedeni ile bozulan menfaat dengesi bu şekilde bozulmuş olarak kalacak.

Ama bizim amacımız nedir? Bu bozulan miras menfaatine ilişkin dengeyi yeniden kurmak. Yani bir denkleştirme yapmak, bir eşitleme yapmak. Ç1 de bu mirastan 500.000 lira alabilmeli, Ç2 de bu mirastan 500.000 lira alabilmeli. Yani Ç2 denkleştirme talebinde bulunabilir mi? Elbette. Şöyle ki:

Biz ne yapıyoruz? Şunu düşünüyoruz değil mi? Ç1’e bu 500.000 liralık taşınmaza ilişkin kazandırma yapılmasaydı, iadeye tâbi, denkleştirmeye tâbi bu 500.000 liralık kazandırma terekede kalsaydı, bu tereke ne kadarlık bir değere sahip olacaktı?

Terekede zaten 500.000 lira vardı. Toplam 1 milyon lira olacaktı. O zaman bu mirasın nasıl paylaşılması lazım? Ç1 = 500.000 lira, Ç2 = 500.000 lira olarak paylaşılması lazım. Dolayısıyla işte denkleştirme ne demek? Böylesine bozulan bir dengeyi tekrar, yeniden sağlamak demek.

Ve hemen şöyle söyleyelim. Çok basit olan bu örneğe baktığımızda; Ç2 ne talep edebiliyor Ç1’e dönüp, mirasın taksimi sürecinde? “Ben denkleştirme talebinde bulunuyorum. diyebiliyor. Peki, Ç1 ne diyebiliyor? Yani kendisine bu taşınmaz verilmiş olan, örneğin muayenehane açması için, diş hekimi olarak çalışması için, kendisine böyle bir iş yeri bağışlanmış olan Ç1 ne diyebiliyor?

Medeni Kanun m. 671’e göre:

“Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir.”

O halde iki olasılık var.

Birinci olasılık, diyor ki: “Tamam ben bu taşınmazı aynen iade ediyorum. Buyurun, bu taşınmaz terekeye geri dönsün. Terekede ne varsa onunla beraber toplansın, mirası paylaşalım.”

500.000 liralık taşınmaz + 500.000 lira da zaten terekede var. Beraberce ne yapabilirler? Bu 1 milyon lirayı 500.000 lira, 500.000 lira paylaşabilirler ve miras eşit bir şekilde paylaşılmış olur.

İkinci olasılık: Ama böyle yapmak yerine Ç1 neyi de ileri sürebilir? Hangi seçeneği seçebilir? Diyebilir ki “Bu taşınmazı aynen iade etmiyorum. Miras hisseme mahsup edin.” Eğer miras hisseme mahsup edin derse, yine gayet pratik bir durum ile karşı karşıyayız. Taşınmaz (denkleştirme anında) 500.000 liraydı, terekede 500.000 lira para vardı, değil mi? Şimdi Ç1 “Miras hisseme mahsup edilsin.” dediğinde, o zaman ne olacak? Kendisi terekeden bir pay almayacak. Zaten 500.000 liralık mal varlığı değerine sahip. Terekedeki 500.000 lira tamamen kime gidecek? Nakit para tamamen kime gidecek? Ç2’ye gidecek. Gördünüz mü? Yine denkleştirme söz konusu oldu. Üstelik de bir aynen iade söz konusu olmadı.

O yüzden eski Medeni Kanun’un “iade” kavramı isabetli değildi. Dersin başında iade kavramının isabetli olmadığının sebebini söyleyeceğim demiştim bunu da söyledim.

2-) 2. İhtimal

Şimdi örneği birazcık değiştirelim. Örnek şöyle olsun: Böyle 500.000’e 500.000 olmasın da 400.000’e 600.000 olsun. Yani Ç1’e yapılan denkleştirmeye tabi kazandırma ne olsun? 400.000 liralık bir kazandırma olsun. Terekede de ne olsun? 600.000 lira olsun.

Ç2 taksim sürecinde denkleştirme talebinde bulunabilir. Yani paylaştırma (taksim) esnasında Ç2 ne diyebilecek Ç1’e? “Sen 400.000 liralık bir taşınmaz almıştın. Bunu aynen iade et! diyebilecek, “Bunu aynen geri ver!” diyebilecek.

Tekrar hatırlatayım, Medeni Kanun m. 671’e göre:

“Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir.”

Ç1 ne diyebilir? Diyebilir ki Buyurun geri veriyorum, tüm terekeyi paylaşalım. 600.000+400.000 = 1 milyon. 500.000 ve 500.000 kardeş payı bölüşelim.”

Ç1 şunu da ileri sürebilir: “Bir dakika, miras hisseme mahsup edilmesini istiyorum.”

Her iki durumda da hesabı nasıl yapacağız? Bu taşınmazın değeri ne kadar? 400.000 lira. Terekede ne kadar para var? 600.000 lira. Bu 400.000 lirayı eklersek toplam tutar = 1.000.000. Değil mi? Ne yapacağız?

Bizim Ç1’e ne vermemiz gerekiyormuş? Ç1’e 500.000 lira vermemiz gerekiyormuş. Onun 500.000 liralık bir miras menfaatine kavuşması gerekiyormuş. Hâlbuki şu anda 500.000 liradan neyi indirdik? 400.000 liralık değeri mahsup ettik. Sen bu terekeden bu kadar az menfaat elde edeceksin.” dedik.

O hâlde şimdi kendisine ayrıca bu terekeden ne verilmesi gerekiyor? Zaten 400.000 lira almıştın. Alman gereken toplam para ne kadardı, menfaat ne kadardı? 1 milyon liranın yarısı olan 500.000 lira. Şimdi sana bu terekeden ne veriyoruz? Sadece ve sadece 100.000 lira veriyoruz. Bu terekeden 100.000 lirayı almakla beraber, evvelce aldığın 400.000 lira zaten mahsup edilsin demiştin, 100.000 lira daha aldın 500.000 liraya kavuştun.

Zaten terekede ne kaldı? 600.000 liralık nakit paranın 100.000 lirasını Ç1’e verince terekede ne kaldı? 500.000 lira kaldı. Ç2 de neyi aldı? 500.000 lirayı aldı. Tereke bu şekilde eşit olarak taksim edildi.

3-) 3. İhtimal

Diyebilirsiniz ki hocam miras payından daha fazla bir kazandırmaya sahip olduysa o zaman ne yapacağız? Şimdiki örneğimiz sağlıkta verilen 2.000.000 liralık taşınmaz ve terekede 1.000.000 lira nakit örneği. Burada da durum aynı. Kanun koyucu TMK m. 671’de ne dedi?

Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; …”

Yani Ç2’nin denkleştirme talebi üzerine Ç1 “Buyurun 2.000.000 liralık taşınmazı aynen iade ediyorum.” diyebilir. 2.000.000’lık taşınmaz + 1.000.000 nakit para var. Bu çerçevede ne yapabilirler? 1.500.000 lira ve 1.500.000 lira bölüşebilirler, hiçbir sorun yok.

Medeni Kanun m. 671’e göre:

“Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir.”

O halde Ç1 Ben payımdan fazla olsa bile değerini miras payıma mahsup ettirmek istiyorum.” diyebilir. Yani hesabı yapalım tekrar. İlk adımda ne yapacağız? 2.000.000 + 1.000.000 = 3.000.000 lira. Ç1’in bu terekeden alması gereken rakam nedir? 1.500.000 lira. Mahsup edilsin diyor ama onun alması gereken pay 1.500.000 lira iken 2.000.000 lira almış.

Kanun koyucu kendisine hangi imkânı vermiş? Payından fazla olsa bile mahsup ettirebilir diyor. Demek ki payından fazla olsa bile mahsup ettirebilir. Ama bu durumda Ç1, kardeşi Ç2’ye 500.000 lira ödemek zorunda. Böylece sağlıkta bozulan menfaat dengesi yeniden tesis edilmiş olacak.

4-) 4. İhtimal

Yine yukarıdaki bu son örnekte kalalım.

Şu da ihtimal dahilinde Ç1 aradaki bu farkın, yani sağlıkta babasından aldığı taşınmazın değeri 2.000.000 – alması gereken miras payı 1.500.000 = 500.000 liranın babası tarafından iadeden muaf tutulduğunu da ispat edebilir.

Hocam alması gereken para 1.500.000 liraydı. Şimdi 500.000 lira kendisine mi kalacak? Evet gerçekten de Ç1 neyi ispatlayabilir? “Bu 2.000.000 liralık taşınmazı babam bana vermişti. Taşınmaz iadeye tabi idi ama bu miras payımı aşan 500.000 liralık kazandırmanın, denkleştirmeye tâbi olmayacağını emretmişti. Dolayısıyla bu 500.000 lira denkleştirmeye tâbi olmayacak.” diyebilir.

Bunu ispat ederse denkleştirmeye tâbi olacak olan rakam ne kadardır? 1.500.000 liradır. Bu terekeye baktığımızda biz ne yapacağız? Artık Ç1’e bir şey ödeyecek miyiz? Zaten 2.000.000 lira almış, değil mi? Zaten 1.500.000 lirasını çoktan almış. Bu terekeden bir şey almayacak. Terekenin tamamı kime gidecek? Ç2’ye gidecek. Ama onun eline 1.000.000 lira geçti.

Peki, hocam ne oldu? Bir adaletsizlik söz konusu olmadı mı? Evet bir adaletsizlik söz konusu oldu belki ama mirasbırakan da bunu arzu etmiş durumda. Mirasbırakan Ç1’e bağışlamayı yaparken; “Ben bu taşınmazı karşılıksız olarak verdim, bu taşınmaz iadeye tâbi ama miras payını aşan kısmı iadeye tâbi değil. Yani miras payından fazlası iadeye tâbi değil.” demiş.

Kanun koyucu buna ilişkin olarak da bir düzenlemeye yer veriyor. Bakınız TMK m. 671’in arkasından m. 672’yi okumam lazım. Hüküm Miras payını aşan kazandırmalar” kenar başlığını taşıyor:

“Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.”

Evet, Ç1 diyelim ki 1.500.000 liralık kısım denkleştirmeye tâbi ama bu 500.000 liralık kısım denkleştirmeye tâbi değil olgusunu ispat etti. Bu durum adalet hissimizi sarstı mı sarsmadı mı? Sarstı. Ama mirasbırakan böyle istedi.

Mirasbırakanın böyle istemesine rağmen yapabileceğimiz bir şey var mı? Saklı paylar ihlal edildiyse var. Saklı paylar ihlal edilmediyse yok. Zira TMK m. 672/cümle son ne diyor:

“Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.”

Yani bu örnekte Ç2 terekeden 1.000.000 lirasını alacak. Ç1’e ayrıca bir şey ödemeyeceğiz. O zaten yasal miras payı olan 1.500.000 liranın 2.000.000 liralık kazandırmadan mahsup edilmesini istedi ve miras payına kavuştu. Peki, acaba Ç2 saklı payını aldı mı almadı mı? Saklı payını aldıysa artık konuşacağımız bir şey yok. Saklı payını alamadıysa tenkis davası açabilecek.

Somut örnekte Ç2 saklı payını aldı mı? Evet, değil mi? Tasarruf nisabına esas olan tereke 3.000.000 lira idi. Ç2’in yasal miras payı bunun 1/2’si yani 1.500.000 lira eder. Ç2’nin saklı payı ne kadar? Yasal miras payının yarısı, o da 750.000 lira eder. Terekeden 1.000.000 lira aldığına göre saklı payını aldı mı? Aldı. Tenkis davası açabilir mi? Hayır açamaz. 

XV-) Denkleştirme Değeri

Tenkiste, tasarruf nisabına esas olan terekeyi hesaplarken varsayımsal (fiktif) bir tereke hesabı yapıyoruz. Bazı değerleri kâğıt üzerinde net terekeye ekliyoruz.

Denkleştirmeye tabi kazandırmaların da ölüm anındaki değerlerini net terekeye ekliyoruz. Hatta denkleştirmeye tabi kazandırmaları gerçekten terekeye geri dönmüş olarak kabul ediyoruz.

Tenkis hesabı yaparken denkleştirmeye tabi kazandırmanın ölüm anındaki değerini esas alıyoruz. Saklı paylar ihlal edildi mi edilmedi mi meselesini bu hesaplamaya göre ele alıyoruz (TMK m. 507).

Tereddüt edilecek bir şey yok. Zira “Açılma ve değerlendirme anı” kenar başlığını taşıyan TMK m. 575’e göre de:

“Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.”

Hükmün kapsamına mirasbırakanın denkleştirmeye tabi sağlar arası karşılıksız kazandırmalarının da gireceği aşikâr.

Ama miras paylaşılırken neyi esas alacağız. Denkleştirme anındaki değerini esas alacağız.

Denkleştirme borçlusu ister denkleştirmeye tabi sağlararası kazandırmayı aynen iade etsin, ister “ben bu kazandırmanın değerinin miras payıma mahsup edilmesini istiyorum” desin, fark etmiyor. İster aynen iade söz konusu olsun ister parasal olarak mahsuptan bahsedelim. Hiç fark etmez biz taksim esnasında kazandırmanın denkleştirme anındaki değerini esas alacağız.

Baba iki evladından Ç1’e sağlığında denkleştirmeye tabi taşınmaz bağışlamıştı. Taşınmaz o günlerde 300.000 liraydı. Ölüm anında ise 3 milyon lira. Hangi değeri esas alacağız. Tasarruf nisabına esas olan terekeyi hesap ederken hep ölüm gününü esas alıyoruz (TMK m. 507/f. 1 ve m. 575/c. 2).  

Ama şimdi gelelim 673. maddeye. Kenar başlığı Denkleştirme değeri.”

“Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır.”

Denkleştirme kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılır. Denkleştirme anı zaten ne zaman? Mirasın taksimi süreci. Mirasın taksimi sürecinde bu hesaplaşma deyim yerindeyse söz konusu oluyor değil mi? “Sen babamdan şunu almıştın, hadi bakalım iade et.” cümlesi kuruluyor, değil mi?

Dolayısıyla işte kanun koyucu diyor ki denkleştirme hangi ana göre yapılacak? Değer hangi andaki değer olacak? Denkleştirme değeri bakımından hangi anı esas alacağız? Kazandırmanın denkleştirme anındaki değerini esas alacağız diyor.

Yani sağlıktaki değeri 300.000 lira olan bu taşınmaz vefat anında 3.000.000 liraya yükselmiş ise tenkis hesabında vefat anındaki bu değeri terekeye ekleyeceğiz.

Ancak taşınmaz taksime kadar geçen zamanda değer kazandı ise yani denkleştirme anında değeri 6.000.000 liraya çıkmış ise denkleştirme için biz bu son değeri esas alacağız.  

XVI-) Denkleştirme Konusu Malvarlığı Değerinin Kıymetinin Değişmesi

Şimdi, denkleştirmeye tâbi bir kazandırma, denkleştirme yükümlüsünün kusuru olmaksızın değer yitiriyorsa, o bir sorumluluk altına girmiyor.

Örneğin denkleştirme konusu birtakım hisse senetleri var. Borsaya kayıtlı bir şirketin hisse senetleri. Değer kazandılar, değer yitirdiler. İade yükümlüsünün bir kusuru, bir dahli yok. O halde sorumluluğu da yok. Değil mi?

Dolayısıyla mirasın açılmasından önce denkleştirme yükümlüsünün kusuru olmaksızın bir değer azalması söz konusu olmuşsa veya mal telef olmuşsa, denkleştirme yükümlüsü bundan sorumlu olmayacak. Değil mi? O sadece ve sadece mirasın açıldığı sırada elinde ne varsa o kalanla ya da onun değeriyle sorumlu olacak.

Malın değeri artmışsa da durum aynı. Ayni ya da nakdi olarak artan değeri iade ile yükümlü olacak.

Ama denkleştirme yükümlüsünün kusuru yüzünden malın değerinde bir azalma olduysa veya mal telef olduysa o zaman biz ne yapacağız? Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerini uygulayacağız.

Zira TMK m. 673/f. 2’ye göre:

“Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.”

Denkleştirme yükümlüsü iyi niyetli mi, kötü niyetli mi buna bakacağız. İyiniyetli ise, iyiniyetli sebepsiz zenginleşenin sorumluluğuna ilişkin TBK m. 79/f. 1’i uygulayacağız. Denkleştirme yükümlüsü kötü niyetli ise, bu kez kötü niyetli sebepsiz zenginleşenin sorumluluğuna ilişkin TBK m. 79/f. 2’yi uygulayacağız.  

Denkleştirme yükümlüsü kazandırmanın denkleştirmeye tâbi olduğunu bilmiyorsa ve bilmesi gerekmiyorsa iyi niyetlidir. Denkleştirme yükümlüsü, aldığı kazandırmanın denkleştirmeye tâbi olduğunu biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa kötü niyetlidir.

XVII-) Denkleştirme Konusu Malvarlığından Elde Edilen Yararlar ve Onun İçin Yapılan Harcamalar ve Hasarlar

Denkleştirme yükümlüsü, mirasın açılmasından önce veya sonra, denkleştirmeye konu maldan birtakım yararlar elde ettiyse, denkleştirme konusu mal için birtakım masraflar yaptıysa ya da denkleştirme konusu mala kendi fiili ile zarar verdiyse ne olacak?

Örneğin denkleştirme yükümlüsü iadeye tabi evden kira geliri elde etti. Ya da denkleştirme yükümlüsü, bu evin değerini korumak ya da kıymetini artırmak için harcamalar yaptı. Ya da malın hasara uğramasına neden oldu. Bu sorunları nasıl ele alacağız?

TMK m. 673/f. 2’ye göre:

Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.”

Denkleştirme yükümlüsünün yukarıdaki örnekte evin kiraya verilmesi sayesinde elde ettiği kazançlar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ele alınacak.  Denkleştirme yükümlüsü iyiniyetli ise TBK m. 79/f. 1’e tabi olacak. Kötü niyetli ise TBK m. 79/f. 2’ye tabi olacak.

Denkleştirme yükümlüsünün denkleştirme konusu mala verdiği hasarlar bakımından da durum aynı şekilde ele alınacak.

Denkleştirme yükümlüsünün yukarıdaki örnekte eve yaptığı harcamalar da yine sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ele alınacak. Denkleştirme yükümlüsü iyiniyetli ise TBK m. 80/f. 1, kötü niyetli ise TBK m. 80/f. 2 uygulanacak.  TBK m. 80/f. 3’e de ayrıca bakarsınız. 

XVIII-) Denkleştirme ile Tenkisin Karşılaştırılması

Denkleştirmeye tâbi olan kazandırmalar sadece ve sadece mirasbırakanın sağlığında yaptığı karşılıksız kazandırmalar. Hâlbuki tenkis hem ölüme bağlı tasarruflar bakımından hem de bazı (tenkise tabi) sağlararası karşılıksız kazandırmalar bakımından mümkündür.

Denkleştirme alacaklısı kim? Yasal mirasçılar.

Tenkis alacaklısı kim? Prensip itibariyle saklı paylı mirasçılar. Ama saklı paylı mirasçıların alacaklıları da hatta iflas masası da bazı şartlar altında ne yapabilirler? Tenkis davası açabilirler (TMK m. 562/f. 1).

Denkleştirme yükümlüsü kim? Sadece ve sadece yasal mirasçılar.

Tenkis yükümlüsü kim? Herkes olabilir.  Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar, üçüncü kişiler, vasiyet alacaklıları tenkis yükümlüsü olabilir.

Denkleştirme yükümlüsü örneğin mirası reddederek bu yükümlülüğünden kurtulabilir, halbuki tenkis yükümlüsü tenkisten kurtulamaz.

Denkleştirmede biz denkleştirmeyi bütünüyle yapıyoruz. Denkleştirmede gerçekten de denkleştirmeye tâbi kazandırma olduğu gibi iade ediliyor terekeye. Hâlbuki tenkiste ne yapıyorduk hatırlarsanız? Tenkiste şunu yapıyorduk: Tenkise tabi kazandırmanın tasarruf nisabını aşan kısmı tenkis ediliyordu yani iptal ediliyordu.

Mirasbırakanın kazandırmasının, tasarruf nisabını aşan yani saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal eden kısmı tenkise tâbi oluyordu. Bu kısmı iptal oluyordu. Değil mi? Peki.

Tenkis davası diye bir özel olarak düzenlenmiş bir dava var mı? Var. Hak düşürücü süreye tâbi kılınmış mı? Kılınmış. Denkleştirme davası diye özel bir dava var mı? Hayır yok. Dolayısıyla da bir süreye tâbi mi? Değil.

Denkleştirme dersin başında söylemeye çalıştığım üzere esasen mirasın taksimi esnasında söz konusu olabilecek bir süreç. Biraz önce anlattım. Terekede 500.000 lira para var. Bölüşecekler Ç1 ve Ç2. 250.000 ben alayım, 250.000 sen al derken bir de bakıyorlar ki Ç1’e babası ne bağışlamış? 500.000 liralık bir taşınmaz bağışlamış. Üstelik işyeri olarak kullanabilmesi için ve babası bunu iadeden yani denkleştirmeden de muaf tutmamış. O zaman bu karşılıksız kazandırma denkleştirmeye tâbi. O zaman taksim esnasında, miras taksim edilinceye kadar Ç2 ne yapabilecek? Bir dakika deyip söz konusu kazandırmanın denkleştirmeye tâbi olduğunu ileri sürerek denkleştirme talebinde bulunacak.

Diğer taraf da diyecek ki Tamam, buyurun aynen iade ediyorum, ne varsa onu bölüşelim.” ya da “Hayır, miras hisseme mahsup edilsin, ben terekeden bu aldığım kadarını mahsup ederek daha az alayım. Ya da diğer ihtimaller söz konusu olacak ki bunları yukarıda açıkladım.

Demek ki denkleştirme davası diye ayrı bir dava yok, tenkis davası diye ayrı bir dava var. Ama denkleştirme için taksim sürecine gelmeden önce bir tespit davası açılabilir mi? Mirasbırakanın yaptığı bir kazandırma denkleştirmeye tâbi midir, değil midir diye bir uyuşmazlık varsa bu uyuşmazlığı çözmek için (şartları varsa) bir tespit davası açılabilir mi? Açılabilir.

Denkleştirme talebi taksim esnasında, ileri sürülebilir mi? Mahkemeden, burada denkleştirmeye tâbi bir kazandırma var, önce bu kazandırmanın denkleştirmeye tâbi olduğunu tespit et ondan sonra da denkleştirme yükümlüsünü, denkleştirme için denkleştirme konusu malı terekeye iade etmeye veya miras payına mahsup etmeye dair seçim hakkını kullanmaya zorla şeklinde bir talepte bulunulabilir mi? Evet. Değil mi? (Bu vesile ile seçimlik borçlara ilişkin TBK m. 87’yi de hatırlatayım).

Hukuk sistemimizde eda davasının açılmasının mümkün olduğu hâllerde tespit davası açılacak olursa mahkeme bu davayı hukuki yarar bulunmadığı için reddetmek zorundadır. Bu nedenle tespit davası, ancak taksim aşamasından önce taraflar arasında iade yükümlülüğünün mevcut olup olmadığının belirlenmesi amacıyla açılabilir. Taksim aşamasında ise artık somut bir edimin (denkleştirmenin) talep edilebilir hâle gelmesi sebebiyle eda davası açılması gerekir.

Son bir farklılık da şudur. Mirasbırakan denkleştirmeyi engelleyebiliyor veya denkleştirmeyi sağlayabiliyor. Halbuki tenkiste durum böyle değil. Mirasbırakan ne yapamıyor? Tenkisi engelleyemiyor. “Yaptığım bu kazandırma tenkise tâbi olmayacak.” dese de bunun hiçbir önemi yok. Saklı paylı mirasçılar, saklı payları ihlal edildiyse mirasbırakanın vefatında tenkis davası açabilirler. Tenkise ilişkin kurallar emredici.

Ama biraz önce bahsettiğim gibi Ç1’e kazandırma yaparken, örneğin avukat olan oğluna bir kazandırma yaparken, sağlığında, karşılıksız olarak bir taşınmazını bağışlarken, “Burada avukatlık bürosu açmanı sağlamak istiyorum” demiş. Ama bağışlama sözleşmesinde şöyle bir açıklamaya da yer vermişse: “İşbu bağışlama vefatımda denkleştirmeye tâbi olmayacaktır.” Bu durumda denkleştirme söz konusu olacak mı? Olmayacak. İşte mirasbırakanın iradesi hangi yönde olabiliyor? Gerçekten de denkleştirmeyi engellemek veya denkleştirmeyi sağlamak yönünde olabiliyor. Dolayısıyla da tenkisle arasındaki farklardan biri de budur.

Copyright © 2017 - 2026 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.
X