Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
Tamam
X
17. Hafta 2. Ders

Ders notu

PDF formatında ders notu
Dersin videoları

Reddin Sonuçları

Şimdi kaldığımız yerden yolumuza devam edeceğiz. Artık reddin sonuçlarındayız. Bizim özellikle şu an itibariyle vurgulamak istediğimiz sonuçlar gerçek yani iradi redde ilişkin sonuçlar.

Hükmi redde ilişkin sonuçları en yakın tüm yasal mirasçıların mirası reddetmesi halini anlattıktan sonra açıklayacağım.

Yasal Mirasçıların Mirası Reddetmesinin Sonuçları

Şimdi yasal mirasçılar mirası reddederlerse ne oluyor? Gayet basit. 611. maddenin 1. fıkrası var. Kenar başlık “Mirasçılardan biri tarafından ret”. Hüküm şöyle:

“Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.”

Yani şöyle öğrenebiliriz çok rahatlıkla: Mirası reddeden yasal mirasçı adeta mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir.

Şimdi mirasbırakan M öldü. Mirasçıları çocukları Ç1, Ç2, Ç3. Normal şartlar altında miras kaça bölünecek? 3’e bölünecek. Ç1 1/3, Ç2 1/3, Ç3 1/3 miras payına sahip.

Ç1 mirası reddetti ne olacak? Mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edeceğiz, ona göre mirası paylaştıracağız. Kim var geride? Ç2 ve Ç3 var. Dolayısıyla Ç2 1/2, Ç3 1/2 miras payına sahip olacak. Değil mi? Gayet mantıklı ve gayet basit.

Peki durum şöyleyse: Mirasbırakan vefat etti. Mirasçıları çocukları Ç1, Ç2, Ç3. Üstelik de Ç1’den dünyaya gelen bir de torun T1 var. Ç1 mirası reddetti. Ne yapıyoruz? Onu mirasbırakandan ölmüş bir kişi gibi kabul ediyoruz. Dolayısıyla şimdi ne olacak? Onun yerini her tabakada halefiyet kuralı gereğince kim alacak? Torun T1 alacak. Dolayısıyla bu ihtimalde T1 1/3 pay alacak. Ç2 1/3 ve Ç3 1/3 pay almaya devam edecek diyoruz.

Demek ki yasal mirasçılardan biri mirası reddettiğinde onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer kuralını uyguluyoruz.

En Yakın Yasal Mirasçıların Tamamının Mirası Reddi

Şimdi geliyoruz biraz önce işaret ettiğim mirasın en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddi ihtimaline.

Kanun koyucu bir kişiye böylesine yakın bağlarla bağlı olanların, yani en yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse, bu terekenin borca batık olma ihtimali veya bu terekenin borçlarının sorun yaratma ihtimali yüksek diye bakıyor.

Kanun koyucu şöyle diyor: Bir kişinin en yakınlarının tamamı onun mirasını reddediyorlarsa o zaman ona daha az yakın olanlar da mirası herhâlde ne yaparlar diyor? Reddederler diyor. Kendince böyle bir varsayımı var kanun koyucunun.

O yüzden en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddi hâlinde miras, onlar mirasbırakandan önce ölmüş gibi paylaştırılmıyor. Örneğin altsoyları varsa onlar mirasçı olacak diyemiyoruz. Ya da altsoyları yoksa bir sonraki zümredeki mirasçılar mirasçı olur diyemiyoruz.

Tam tersine tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilir diyoruz. Bakınız 612. maddenin ilgili düzenlemesine. En yakın mirasçıların tamamı tarafından ret”. 1. Genel olarak” kenar başlığı altında madde 612/f. 1:

“En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.”

Yani bütün aktifler belirlenir, bütün pasifler belirlenir, tüm borçlar ödenir. Eğer borçlar tümüyle ödenemiyorsa artık yapacak hiçbir şey kalmamıştır.

Ama tüm borçlar ödendikten sonra geriye bir şey kalıyorsa ne yapacağız? Kanun koyucu ona da çözüm bulmuş. Mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir diyor. TMK m. 612/f. 2’ye göre:

“Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.”

Peki en yakın mirasçılardan kastımız kimler? Deminki örneği birazcık daha çeşitlendirin. Sağ kalan eş var, Bayan E. Geride bir de Ç1, Ç2, Ç3 var. Hatta onlardan dünyaya gelen M’nin torunları T1, T2 ve T3 var.

En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından mirasın reddinden anlaşılması gereken ne? Sağ kalan eş reddedecek, Ç1, Ç2, Ç3 reddedecek. Artık T1, T2, T3’ün mirası reddedip reddetmediğine bakmayacağız. Çünkü bizim için önemli olan doğrudan doğruya ilk planda mirasçı olanlar.

Doğrudan doğruya ilk planda mirasçı olanlar kimler zaten? Sağ kalan eş, altsoydaki o 1. zümredeki 1. derecedeki mirasçılar. Yani çocuklar. Değil mi? sağ kalan eşin yanı sıra Ç1, Ç2, Ç3 mirası reddettiyse artık en yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddetmiş olduğu için tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edilecek.

Hükmî Reddin Sonucu

Hükmî reddin sonucu da açık. Zira en yakın bütün yasal mirasçıların mirası reddetmesine benzer bir durum var. Bütün mirasçılar mirası reddetmiş kabul ediliyor dolayısıyla tereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye ediliyor (TMK m. 612/f. 1). Tasfiye sonunda arta kalan bir değer olursa mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine veriliyor (TMK m. 612/f. 2).

Altsoyun Tamamının Mirası Reddetmesi

Gelelim yine mirasın reddine ilişkin diğer ihtimallerin sonuçlarına. Bu ihtimallerden biri altsoyun tamamının mirası reddetmesi. Bu da Medenî Kanun m. 613’te düzenlenmiş. Dikkat, deminki örnekte ilk derecede, ilk planda doğrudan doğruya mirasçı olanların tamamı mirası reddediyordu. Sağ kalan eş reddediyordu, Ç1, Ç2, Ç3 reddediyordu. T1, T2, T3’e artık sormuyorduk bile değil mi?

Şimdi konuştuğumuz olasılık ne? Bu olasılıkta sağ kalan eş var, Bayan E, Ç1, Ç2, Ç3 var. Hatta isterseniz T1, T2, T3’ü de ekleyin. Ne oluyor? Ç1, Ç2, Ç3 mirası reddediyorlar. Kanun koyucu ne yapıyor? Diyor ki: “Böyle bir durumda ben çekirdek aileyi korumak arzusundayım. Dolayısıyla mirasın tamamının kime intikal ettiğini söylüyorum? Sağ kalan eşe intikal ettiğini söylüyorum.” Bakınız 613. maddenin 1. fıkrası:

“Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer.”

Burada altsoydan anlaşılması gereken ilk planda, doğrudan doğruya mirasçı olan altsoydur. Kanun koyucu ilk planda, doğrudan doğruya mirasçı olan altsoydan söz etmek istiyor. Açıkça bunu bu kadar dile getirmemiş ama bütün doktrin bunu bu şekilde kabul ediyor. Çünkü amacımız ne? Zaten çekirdek aileyi bu şekilde korumak ve sağ kalan eşi korumak. Sağ kalan eş terekenin tamamına sahip olabiliyor bu örnekte.

Sonra Gelen Mirasçılar (Madun Derece) Lehine Ret

Şimdi gelelim bir başka ihtimale. Bu da sonra gelen mirasçılar yararına ret. Eski Medenî Kanundaki tabiriyle madun derece lehine ret.

Hatırlarsanız bir kural söylemiştim. Ret ne olacaktı? Kayıtsız ve şartsız olacaktı. Aksi takdirde ret geçersiz hâle geliyordu, değil mi? Medenî Kanunumuzda bu konuda açık hüküm vardı. 609. maddenin 2. fıkrasında:

“Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.”

İşte bunun bir istisnası var. Bu istisna 614. maddede düzenlenmiş. Kanun koyucu diyor ki miras sonra gelen mirasçılar yararına da reddedilebilir. Bu ihtimalin sonuçları Medenî Kanun m. 614’te düzenlenmiş: 

“Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler.”

Aslında neyi biliyoruz? İlk planda mirasçı olanların tamamı mirası reddederlerse tereke iflas hükümlerine göre tasfiye ediliyor. Fakat şimdi ne yapıyor kanun koyucu? Diyor ki bir mirasçı mirası reddedebilir. Ama hangi maksatla reddedebilir? Kendi altsoyuna sorulması maksadıyla reddedebilir. Yani “alt derece yararına reddediyorum.” diyebilir.

Eğer durum böyleyse o zaman alt derecedeki mirasçılara bir soru yöneltilmesi gerekiyor: “Ey mirasçılar, mirası kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Çünkü bu miras sizin lehinize reddedildi. Bir şartla reddedildi. Sizin lehinize reddedildi.” Dolayısıyla ne yapıyor kanun koyucu? Bu noktada devreye sulh hakimini sokuyor. Mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hakimini sokuyor. TMK m. 614/f. 2 şöyle söylüyor:

“Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.”

O halde durum açık: Onlar mirası kabul ederlerse mirasçı olacaklar. Ama onlar da mirası kabul etmezlerse ne olacak? TMK m. 614/f. 3 uygulanacak:

“Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.”

Yani yine kanun koyucu miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir, tasfiyeden sonra geriye birtakım malvarlığı değerleri kalırsa bu değerler mirası alt derece lehine reddetmiş olan mirasçılara verilir diyor.

Kısacası şöyle bir örnek kurabilirsiniz. Ç1, Ç2, Ç3 var mirasbırakanın ölümünde. Ç2 ve Ç3 mirası reddediyorlar Ç1 de reddediyor ama alt derece lehine reddediyor. “Torunlarım var T1, T2. Onlara sorulsun.” diyor. Kanun koyucu diyor ki sulh hukuk mahkemesi durumu daha sonra gelen mirasçılara bildirir. Yani bu örnekte T1 ve T2’ye bildirir. Onlar mirası kabul ederlerse sorun yok. Ama onlar mirası 1 ay içerisinde kabul etmezlerse, herhangi bir şekilde beyanda bulunmazlarsa, o zaman onların da mirası reddettikleri sonucuna varıyor kanun koyucu. Terekeyi yine iflas hükümlerine göre tasfiye ediyor. Arkasından da varsa arta kalan değerleri yine kime veriyor? Bu önce gelen mirasçılara veriyor.

Atanmış Mirasçıların Mirası Reddi

Şimdi tekrar 611. maddenin 2. fıkrasına döneceğim. 611. maddenin 2. fıkrasına dönmemin sebebi şu: Atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler mi? Elbette. Onlar da mirasbırakanın borçlarından şahsen sorumlular. Değil mi? Onları da bu çerçevede korumamız lazım. Onlar da iradeleri hilafına mirasçı oldular. Örneğin vasiyetname ile atandı kişi. Hiçbir şekilde mirasçı olmak istemiyor. Kişisel husumeti var, düşmanlığı var veya terekenin borca batık olma ihtimali sebebiyle tereke borçlarından sorumluluk altına girmemek ihtiyacı ile ne yapmak istiyor? Mirası reddetmek istiyor. Zaten bir gerekçe göstermek zorunda da değil. Değil mi? Haklı bir sebebi olmasa da sebep göstermeden de mirası reddedebilir. Hiçbir sebebi olmadan da mirası reddedebilir.

Atanmış mirasçı mirası reddederse ne oluyor? Çok kolay. Örneği kuralım: Ç1, Ç2 var. Bir de atanmış mirasçı üçüncü şahıs Ü olsun.

Mirasbırakan demiş ki “1/2 oranında üçüncü şahıs Bay Ü’yü, mirasçı atıyorum.” Ne oldu?  Bay Ü 1/2 oranında atanmış mirasçı oldu. Mirası reddetti. Şimdi ona düşmesi muhtemel olan 1/2 pay ne yapılacak? 1/4 ve 1/4 oranında bu 2 yasal mirasçıya verilecek. Bunu da hemen 611. maddenin 2. fıkrasında okuyalım ve bir istisnai durumu da hatırlatalım. Diyor ki kanun koyucu:

“Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.”

Peki, bu vurguladığım ifadeden kastı ne acaba kanun koyucunun? “Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça” ifadesinden kastı ne? Kanun koyucunun kastı elbette yedek mirasçı tayini. Değil mi? Medenî Kanun m. 520/f. 1. Ben öğrenci olsam 611. maddenin 2. fıkrasının yanına neyi not ederim? Yedek mirasçı tayinine ilişkin m. 520/f. 1’i not ederim.

Vasiyet Alacaklılarının Vasiyeti Reddi

Şimdi geliyoruz nereye? Vasiyet alacaklılarının vasiyeti reddetmelerine.

Mesele Medenî Kanunumuzun 616. maddesinde düzenlenmiş. Hüküm şöyle:  

“Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi hâlinde, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, bu redden vasiyet yükümlüsü yararlanır.”

Yani bir vasiyet borçlusu, bir vasiyet alacaklısı var. Vasiyet borçlusu, vasiyet borcunu ifa etmek arzusunda. Ancak vasiyet alacaklısı bu vasiyeti reddetmek istiyor. Vasiyet alacaklısı, vasiyet alacağını reddedecek olursa o zaman söz konusu vasiyet konusu malvarlığı değeri kime ait oluyor? Vasiyet yükümlüsüne ait oluyor. Vasiyet borçlusuna ait oluyor.

Ama kanun koyucu diyor ki “başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça”. Bundan kastı ne? Yedek vasiyet alacaklısı tayini. Yani “A1 vasiyet alacaklısıdır. O vasiyet alacağını reddederse, A2 vasiyet alacaklısıdır.” diyen bir ölüme bağlı tasarruf varsa o zaman vasiyet yükümlüsünün borcu devam eder.

Buraya da ben öğrenci olsam yine neyi not ederim? Medenî Kanun m. 520/f. 2’yi not ederim. Çünkü Medenî Kanun m. 616’nın yanına not edilecek olan m. 520/f. 2 neyi düzenliyor? Yedek vasiyet alacaklısına dair hükmü düzenliyor diyoruz.

Reddeden Mirasçının Alacaklılarının Korunması

Biz önce mirasçının alacaklılarının korunmasına bakalım. Borç ödemeden acz içerisinde olan bir mirasçı, miras yoluyla intikal eden tereke değerlerini alacaklılarının takibinden kurtarmak isteyebilir ve mirası bu amaçla reddedebilir.

Şimdi acaba ne yapacak kanun koyucu? Maddeyi şöyle bir okuyalım. Kenar başlık Mirasçıların alacaklılarının korunması”.

TMK m. 617/f. 1:

Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.”

Yani konuştuğumuz müessese reddin iptali davası. Bu davanın açılabilmesi için ne lazım?

Malvarlığının aktifleri borcuna yetmeyen bir mirasçı lazım. Örneğin hakkında iflas kararı ya da aciz vesikası alınmış bir mirasçı lazım.

Bu mirasçının, mirası alacaklılarına zarar verme kastıyla reddetmesi lazım.

Alacaklılarının veya iflas idaresinin talebi üzerine onlara bir teminat, bir güvence gösterememesi lazım.

Bu üç şart gerçekleşmiş ise mirası reddeden mirasçının alacaklıları veya iflas idaresi ne yapabiliyor? Reddin iptali davası açabiliyor. Reddin iptali davası üzerine ret ne olacak? Şartları gerçekleştiyse iptal edilecek.

Davacı Kim?

Bu davayı kim açabiliyor? Alacaklılar açabiliyor veya iflas idaresi açabiliyor.

Davalı Kim?

Kime karşı açabiliyor? Tartışmalı olmakla birlikte bazı yazarlar reddedene karşı açılmalı diyorlar. Bazı yazarlar redden yararlananlara karşı açılmalı diyorlar. Yani Ç1 mirası reddetti. Ç2 ve Ç3’ün miras payı arttı. Onlara karşı açılmalı diyor bu son görüşteki yazarlar. Yargıtay’ın eğilimi hem reddedene hem de redden yararlananlara karşı açılmalıdır yönünde.

Süre Ne Kadar?

Dava acaba hangi süre içinde açılabilir? Süre 6 ay. Nereden itibaren başlıyor? Redden itibaren başlatıyor.

Sonuç: Reddin İptali ve Mirasın Resmen Tasfiyedir

Peki o zaman şartları gerçekleştiyse mahkeme neye karar verecek? Mahkeme reddin iptaline karar verecek.

Reddin iptaline karar verirse ne olacak? Tereke resmen tasfiye edilecek. 617. maddenin 2. fıkrasından bahsediyorum:

“Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir.”

Önce Reddin İptali Davası Açan Alacaklılar Tatmin Edilir

Devam edelim şimdi 3. fıkraya. 3. fıkranın birinci cümlesi şöyle söylüyor:

“Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir.”

Bu hüküm gereğince: Reddin iptalinden sonra, resmi tasfiye yapıldıktan sonra bu reddeden mirasçının payına bir tereke değeri düşerse, örneğin bir ev ona kalırsa, örneğin bir araba ona kalırsa bundan önce kim yararlanacak?

Bundan önce reddin iptali davası açan alacaklılar yararlanmalı diyoruz. Zira onlar zahmete girdiler, onlar masraf yaptılar, dava açtılar. Yıllarca uğraştılar. Bu zahmetleri çerçevesinde öncelikle onlara olan borçların ödenmesi gerekir diyoruz.

Onlar alacaklarını aldıktan sonra geriye bir şey kalırsa, bu kez reddin iptali davasını açmamış olan alacaklıların alacakları ödenir diyoruz.

İçinizden şu soru geçebilir: “Hocam reddin iptali davası açmış alacaklıların alacakları tamamen karşılanamıyorsa ne olacak?” Ne yapılacak gerçekten de? Bu ihtimalde alacaklılar alacakları oranında tatmin edilecekler.

Resmî Tasfiyeden Sonra Bir Değer Artarsa

Hâlâ her şeye rağmen bir mal varlığı değeri kalıyorsa geriye, o zaman bundan kim yararlanmalı sizce artık? Alacaklılarından mal kaçırmak kastıyla, kötü niyetle, mirası reddetmiş olan mirasçı mı yararlanmalı yoksa artık o mirası reddettiği için bu mirasta onun yerine veya onun mirası reddetmiş olması sebebiyle daha fazla pay sahibi olacak kişiler mi yararlanmalı? Kanun koyucu bu soruna da bir yanıt veriyor. Bana göre hak ve adalet duygusunu son derece tatmin eden bir düzenleme. 617. maddenin 3. fıkrasının 2. cümlesi:

“Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.”

Yani Ç1, Ç2, Ç3 var. Ç1 alacaklılarına zarar vermek için mirası reddetmiş bir kişi idi. Torun falan yok. Hâlâ arta kalan bir değer var. Bütün borçlar ödendikten sonra bir ev kalmış. Bu ev kime verilecek? Ç2 ve Ç3’e verilecek.

Demek ki reddin iptali davası da böyle bir davadır diyoruz. Peki.

İcra hukuku derslerini okuyorsunuz. Tasarrufun iptali davalarını okuyorsunuz. O da önemli bir dava, değil mi? Burada özellikle reddin iptali davasına ilişkin süre çok kısa bir süre, 6 aylık bir süre. Kaçırılmış olabilir. Kaçırıldıysa o zaman İcra İflas Kanununda düzenlenen tasarrufun iptali davalarının açılması da söz konusu olabilir. Çünkü bu da bir tasarruf değil mi? Kendisine intikal eden bir mirası reddetmek de sonuç itibariyle bir tasarrufi işlem. Dolayısıyla tasarrufun iptali davasının şartları varsa o davanın da açılması mümkün olacaktır diyoruz.

Hatta bu dava hakları yarışabilir diyoruz.

Mirasbırakanın Alacaklılarının Korunması

a. Genel Olarak

Gelelim nereye? Medenî Kanun m. 618’e. Önce fıkra 1’i ele alalım:

Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar.”

Şimdi kanun koyucu bize diyor ki:

Bir defa borç ödemeden aciz bir mirasbırakan lazım.

Bu mirasbırakanın mirasçılarının mirası reddetmiş olmaları lazım. Yani mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar bulunmalı.

Üstelik bu mirasçılar, mirasbırakanın ölümünden önceki 5 yıl içinde ondan, denkleştirmeye tâbi birtakım kazandırmalar elde etmiş olmalı.

Yani aktifleri borçlarını karşılamaya yetmeyen bir mirasbırakan varsa ve böyle bir mirası reddeden mirasçılar varsa ve bu mirasçılar ölümünden önceki son 5 yıl içerisinde mirasbırakandan denkleştirmeye tâbi bir kazandırmayı elde etmişlerse o zaman ne yapıyorlar? Tereke alacaklılarına karşı paylaşmada geri vermekle yükümlü oldukları değer ölçüsünde sorumlu oluyorlar.

Ama buna istisna getiriyor kanun koyucu.

-          Olağan eğitim öğrenim giderleriyle

-          Âdet üzere verilen çeyizler istisnadır.

Zira TMK m. 618/f. 2’de:

“Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır.”

Hatta iyiniyetli mirasçılar bakımından da bir sınırlama getiriyor. Bu da 618. maddenin 3. fıkrasında yer alıyor:

“İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.”

Yani kısaca özetlersek: Mirasçı kötü niyetli ise denkleştirmede geri vermek zorunda olduğu kazandırmanın tam değeriyle sorumlu olur.

Mirasçı iyiniyetli ise sadece ve sadece kazandırmadan ya da gelirinden elinde ne kalmışsa, onunla yani sebepsiz zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu olur.

b. Sorumluluğun İkincil Niteliği

Şimdi bu noktada şunu vurgulamam lazım.

Bir defa burada bir reddin iptali söz konusu değil. Reddin iptal ettirilmesine gerek yok. Bu hükümdeki sorumluluk 2. derecede bir sorumluluk. Yani Ret hâlinde sorumluluk” kenar başlığını taşıyan m. 618’in yanına ben öğrenci olsam ret hâlinde ikincil (tali) sorumluluk yazarım.

Mirasbırakanın alacaklıları diğer mirasçılardan alacaklarını hiç ya da kısmen alamıyorlarsa, ancak o zaman bu tali sorumluluk yoluna gidebilirler.

Örneğin diğer mirasçılar mirası reddetmemişlerse, alacaklılar onlardan gidip alacaklarını tahsil etmişlerse artık mirası reddeden kişinin sorumluluğuna gitmeleri söz konusu olmuyor.

En yakın tüm mirasçıların mirası reddetmesi ya da hükmî ret nedeniyle tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edildiğinde de durum aynı. Ancak tasfiyeden sonra alacaklarını hiç veya kısmen alamayan alacaklılar TMK m 618’den yararlanabilirler.

Copyright © 2017 - 2026 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.
X